Bilal Esen
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit

Ecevit'i Taşlama Olayı (Saklı Kalan Gerçekler)

A- A+ Paylaş
Reklam

Tarihe eksik ve noksan yansıyan, yaşanmış olayların doğru ve gerçek hâliyle kayıtlara geçmesini sağlamak adına kendimi sorumlu hissettiğim için, bizzat tanıklık ettiğim gerçekleri olduğu gibi aktarmayı bir görev bildim ve bu satırları kaleme aldım.
Rahmetli Bülent Ecevit, 1975 yılında Gerede’de bir miting sırasında taşlanmıştır. 
O dönemde ben Cumhuriyet Halk Partisi Gerede Gençlik Kolları Başkanıydım. Miting esnasında taşlı saldırılar ve kışkırtmalar giderek artmış, ortam kontrolden çıkmaya başlamıştı. 
Yaşanan isyan ve saldırılara rağmen Ecevit kürsüden ayrılarak, “Ben sizden yanayım, sizden biriyim” anlamına gelecek şekilde halka doğru yürümek istemiştir. 
Ancak henüz elli adım dahi atmadan saldırılar dayanılmaz bir boyuta ulaşınca, yol üzerinde bulunan işyerime kendisini derhâl aldım.
İşyerimize girerken yanından geçtiğimiz tarihi Halk Evi binasının çatısından büyük kiremitler fırlatıldı. Neyse ki atılan kiremit, benimle Sayın Ecevit’in arasına düştü. 
Son derece öldürücü olabilecek bu durumdan, şans eseri yara almadan kurtulduk. Bu anlamda, Bülent Ecevit’i fiilen korumuş olduğumu söylemek yanlış olmayacaktır.
Benim işyerime herhangi bir saldırı yapılmadı. Bunun nedeni, CHP Gençlik Kolları Başkanı olarak yürüttüğümüz mücadeleden tanınmamın yanı sıra, Gerede’de gazete baş bayiliği yapmam ve TRT, Hürriyet ile Cumhuriyet gazetelerinde muhabirlik görevinde bulunmamdan dolayı halk tarafından bilinmemdi.
Sonuç olarak, olaylar bu şekilde son buldu ve miting tamamlanamadı. Ancak saldırılar yalnızca miting günüyle sınırlı değildi. 
Mitingden bir gün önce, akşam saatlerinden itibaren karşı gruplar saldırılara başlamıştı. Bizim yollara ve ilan panolarına astığımız afişleri gece boyunca yırtıp söktüler, yaktılar. Biz yeniden asıyor, onlar tekrar kaldırıyordu. 
Bu yobazca tutum sabaha kadar sürdü ve aramızda kavgalar çıktı. Yani olaylara bir gün önceden hazırlanmışlardı; fakat biz bu denli organize ve sert bir saldırıyı asla beklemiyorduk.
Miting alanının karşısında büyük bir cami bulunuyordu. Önceden caminin içine taşlar doldurulduğunu ve çevre yerleşimlerden birçok kişinin organize edilerek getirildiğini bizzat gördük. 
Miting meydanı çevresindeki binalardan ve caminin minaresinden kalabalığın üzerine ateş açıldı. Buna rağmen Başkanımız Ecevit kaçmadı, saklanmadı. Ancak emniyet güçlerinin yeterli müdahalede bulunamaması nedeniyle miting sona erdirildi.
Aynı gün, Adalet Partisi Milletvekili Ahmet Çakmak’ın, miting alanına cepheli AP’li Avukat Basri Kabadayı’nın ofisinden tüm olayları izlediği bilinmektedir. Hatta bu olaylardan önceden haberdar olduğu dahi söylenmiştir.
Biz CHP teşkilatı olarak, taş atanlar arasından yaklaşık on beş kişiyi net biçimde gördüğümüzü ifade ettik. Bu kişiler kısa bir süre gözaltına alındı. Ancak daha sonra suçlu olanların birçoğu adeta mükâfatlandırıldı. 
Oysa taşlamalara katılanların sayısı çok daha fazlaydı; fakat bilinçli olarak sayıyı sınırlı tuttuk. Tüm bu yaşananlar uzun yıllar boyunca konuşulmadı ve üzeri örtülerek kapalı kaldı.
Bu olaylar nedeniyle Geredelilerle aramız hep açık olmuştur. Beni düşman ilan etmiş, arkamdan sürekli “komünist” diye yaftalamışlardır. O yıllarda Gerede’de CHP’yi ayakta tutan, yılmadan mücadele eden yalnızca ben ve yanımdaki iki arkadaşımdık.
Ne yazık ki bu olayların gerçek yüzü bugüne kadar hep eksik ve çarpıtılmış biçimde anlatılmıştır. 
İnternet üzerinden yapılan araştırmalarda dahi bu yaşananların hiçbirine yer verilmediği açıkça görülmektedir.
Bülent Ecevit, ABD’nin tehdit ve baskılarına boyun eğmeyerek Kıbrıs Harekatı’nı başarıyla gerçekleştirmiş, Kıbrıs’ta Türk halkının toprak ve hak sahibi olmasını sağlamıştır. 
Bu nedenle halk arasında büyük bir sevgi kazanmış ve giderek daha da popüler hâle gelmiştir. İlerleyen yıllarda uzun süre ülkenin başında kalacağının kesinleştiği düşüncesi yaygınlaşmıştır.
Kıbrıs’a getirdiği demokrasi ve Türk vatandaşlarını özgürlüğe kavuşturması, başta ABD olmak üzere bazı Avrupa Birliği ülkelerinde ciddi bir korku ve kuşku yaratmıştır. 
Ecevit’in Türkiye Cumhuriyeti’nde uzun yıllar kalıcı olacağını gören yabancı güçler, tüm imkânlarını kullanarak ülkede büyük bir ekonomik kriz yaratmış, halkı zor durumda bırakarak Ecevit’i iktidardan uzaklaştırmak için erken seçime zorlamışlardır.
Dünya üzerinde ABD, İngiltere ve kapitalist-emperyalist güçlerin acımasız ve faşist zihniyetleri sürdükçe, dürüst ve halkçı siyasetçilerin bu tür saldırı ve tasfiyelerden kurtulamayacağı bilinen bir gerçektir. 
Bu anlayışla Ecevit’i de siyaset sahnesinden tamamen silmeye karar verdikleri kanaati yaygındır.
İki yönlü bir plan yürütülerek, ölümcül olmayan bir rahatsızlık nedeniyle tedavi gördüğü hastanede Ecevit’in iyileşmesinin geciktirildiği, halkın gözünde bitkin ve tükenmiş gösterilerek siyasi olarak etkisizleştirilmek istendiği de iddialar arasındadır. 
Ardından ülkede derin bir kriz yaratılmış, halk kuyruklara mahkûm edilmiş ve her türlü oyun sahneye konmuştur.
Sonunda Ecevit Hükümeti, hükümet ortağı Devlet Bahçeli’nin yoğun ve ısrarcı baskısıyla erken seçime zorlanmış ve iktidardan düşürülmüştür. 
Oysa böyle bir kriz ortamında seçime gidilirse, seçimin kesin kaybedileceği ortadaydı. Ecevit, Bahçeli’ye defalarca, neredeyse yalvarırcasına, “Yapma ortağım, krizi kâğıt üzerinde atlattık, bunun halka yansımasına izin verelim; en azından altı ay ya da bir yıl sonra seçime gidelim” bu resmen kendi ipimizi çekmek anlamıdır demişti, ancak ikna edememişti. 
Çünkü Bahçeli’nin siyasi zihniyeti ve tutumu o tarihlerden itibaren açıkça ortadaydı.
Ecevit Hükümeti’nin yıkılmasının ardından kurulan yeni iktidar döneminde, birçok esnafın evlerinde, ahırlarında ve kilerlerinde sakladıkları; üzeri samanla örtülü ürünleri yeniden dükkânlarına taşıdıklarını bizzat gözlerimle gördüm. Ancak artık konuşulacak, itiraz edilecek bir ortam kalmamıştı. Ne yazık ki her şey olup bitmişti.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Bilal Esen yazıları

Manşet Haberler

Çok okunanlar
sanalbasin.com üyesidir