CHP'de Yaşanan Tartışmalar

Siyaset yalnızca seçim kazanma sanatı değildir; aynı zamanda beklenti yönetimi, toplumsal psikoloji ve zamanın ruhunu doğru okuyabilme meselesidir. Türkiye’de uzun yıllardır muhalefetin merkezinde yer alan Cumhuriyet Halk Partisi ise bugün yeniden kendi iç muhasebesini yapan bir dönemin içinden geçmektedir.
Son günlerde gündeme taşınan tartışmalar, yalnızca bir parti içi çekişme olarak görülmemelidir. Çünkü mesele kişilerden daha büyük, siyasal beklentilerden daha derindir. Toplumun önemli bir kesimi, yıllardır muhalefete yüklediği umudunun neden istenilen sonuca ulaşamadığını sorgulamaktadır. Bir liderin yanında onlarca Millet Vekilleri başkan yardımcıları ve danışmaları olduğu hale bütün yükü tek bir kişinin omuzlarına bırakmak da adil değildir. Bir yanlış bir hata var idiyse neden sessiz kaldıkları, yardımlaşmadıkları anlaşılır gibi değildir doğrusu.
Kemal Kılıçdaroğlu, Türk siyasetinde uzun yıllar boyunca sakin dili, uzlaşmacı tavrı ve demokratik yöntem vurgusuyla öne çıkan bir isim oldu. Ancak siyaset bazen yalnızca doğru olmakla değil, toplumun değişen beklentilerine zamanında cevap verebilmekle de ilgilidir.
Siyasi hareketler, zamanla kendi içlerinde doğal kırılmalar yaşarlar. Bu kırılmalar bazen yenilenme getirir, bazen de daha derin ayrışmaların kapısını aralar. Önemli olan, bu süreçlerin öfke diliyle değil, demokratik olgunlukla yürütülmesidir.
Ne kutsallaştırılmış lider anlayışı ne de bütün başarısızlıkları tek kişiye yükleyen yaklaşım sağlıklıdır. Çünkü siyaset kolektif bir yapıdır; başarı da başarısızlık da yalnızca bir kişiye ait değildir.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşananlar, aslında Türkiye siyasetinin genel bir gerçeğini de göstermektedir:
Toplum artık sadece söylem değil, sonuç görmek istemektedir.
Belki de bu süreç hem iktidar hem muhalefet açısından daha gerçekçi, daha şeffaf ve daha hesap verebilir bir siyasetin başlangıcı olabilir.
Demokrasilerde asıl kazanç; kişilerin değil, siyasi olgunluğun güçlenmesidir.
Ben Kılıçdaroğlu’nun masum olduğuna inanıyorum. Özgür Özelin yetersiz ve CHP ye uygun bir genel başkan olamayacağı düşüncesindeyim. Siyası strateji üretmeden bol bol konuşuyor olmak ileriye dönük hiçbir beklentilere yanıt veremez. Siyasi bir parti konuştuğu zaman halkın beynine girip umudunu yükseltecek stratejiler üreterek beklentilere ümit olmalıdır ki halk daha çok güvensin ve gerçek beklentilerin yolunu açabilsin.
Ayrıca Sayın Özgür beyin Sayın Bahçelinin yanında yer alarak binlerce cana kıyan Öcalan’a bağımsızlık vermek girişimini desteklemesi büyük bir hata olmuş, canına kıyılan yakınlarının yüreklerinde sızılar oluşmuştur. Ayrıca K. K oğlu ağzını açtığında her lafı için tazminat davası açarak binlerce bedel ödetildiği halde, CHP’yi birinci parti yapan Özgür beye Neden en ufak bir tazminat davası açmamıştır sayın cumhurbaşkanımız!
Tartışılması gereken birçok konular olmasına rağmen görmezden gelinmek, fiziki yapıya önem vererek saplantıda bulunmak demokratik bir düşünce değildir.




























