Artık Laf Değil!

Türkiye’de siyaset uzun süredir gürültülü ve çözümsüz bir sorun hâline geldi.
Ekonomi dar boğazda, emekliler geçim savaşı veriyor, gençler gelecek kaygısıyla göç planları yapıyor.
Ancak siyasiler ise hâlâ birbirini suçlamakla meşguller.
Meclis kürsüsünde yükselen sesler, halkın sofrasına ne ekmek getiriyor ne de umut.
Ülkemizde siyasetin yoğun tartışmalara sahne olduğu bir dönemde yaşıyoruz.
Meclis’te yaşanan gerilimler, parti içi kopuşlar ve yeni kurulan barış adı altındaki siyasi ittifaklar halkın kafasını karıştırırken, umutla beklenen reformlar ve geçim derdi sürekli erteleniyor.
İktidarın her eleştiriyi “ihanet” olarak nitelemesi, muhalefetin ise net bir program sunmakta zorlanması, halkı yalnız bırakıyor.
Bu yalnızlık en çok da sessiz kalan çoğunluğa dokunuyor.
Siyasi partiler, sadece kendi seçmenine değil, tüm millete karşı sorumludur.
Artık halkın kim daha çok konuşuyor, bağırıyor değil, kim daha çok çözüm üretiyor ona bakmasıyla birlikte
Yapılan her konuşmaya, verilen her sözün ne kadar arkasında durulduğuna bakarak kara verme aşamasına gelmiş olduğu gözlemlenmeye başlamıştır.
Netice olarak Göz boyamak için yalan dolan ve geçmişte de tekrarlanan vaatler değil gerçek çözümler istiyor halkımız.
Yetkili Siyasilerin halkın derdine dokunmadıkça güven kaybı büyümeye devam edecektir.
O yüzden tüm partilere düşen görev; öfkeyi değil, çözümü büyütmek. Gelecek lafla değil, milletin derdine derman olan hamlelerle gösterilmelidir.
İktidarın başarısızlıkları ve sürekli geriye düşmesi neticesi uyanan halkın yerel seçimlerde Ana muhalefeti destekleyerek birinci parti olma başarını verme katkısı iktidarı çileden çıkartmakla birlikte ekonomik politikalarında da büyük çatlaklar yarattığı için güvensizlik ve umutsuzluk gün ve gün artarak yaşamı zorlaştırmakta, yolsuzluklar, kargaşalar ve cinayetler artarak devam etmektedir.
Çocuk yaşta gençlerin uyuşturucuya alıştırılmış olmaları, sporun içine bile hile hurdalar ile bahis yolsuzluklarının aşırı derecede artmış olduğunun ortaya çıkması ülkemizin ne duruma düştüğünün göstergesi olmuştur.
Bütün bu olumsuzluklara ve her şeye rağmen iktidarımız ne yapmıyor dersek; Özellikle ekonomik kriz, emekli ve dar gelirli vatandaşın belini bükmüş durumda yaşam savaşı verme çabasıyla mücadele ettiğini hiç önemsemediği görülmektedir.
Yine Gençlerimiz işsizlik ve enflasyon gibi temel sorunlarda çözüm beklerken, siyasi gündem yine koltuk hesaplarına kilitlenmiş menfaat gütmek ilk hedef haline gelmiştir her merciği ve mevki iğinde.
Öte yandan, Meclis kürsüsünde sertleşen dil ve partiler arası gerilim, halkta da “birlik ve çözüm” yerine kutuplaşmaları artırdığı için halkın beklentisi ve umudu da tamamen yok olmaktadır.
Bu ortamlarda çoğunluğu Sessiz kalan, sabrederek güzel günlerin geleceğini bekleyen açlık sınırı altında yaşam mücadelesi veren çaresiz insanlarımızın da sabırlarının tükenmiş olduğu görünüyor.
Bizde; “Artık laf değil, icraat ve seçim zamanıdır” diyoruz.




























