Bilal Esen
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit

Demokrasi Faşizmi Hoş Görmek değildir.

Demokrasi Faşizmi Hoş Görmek değildir.
A- A+ Paylaş
Reklam

Cumhuriyet’in Partisi, Terörle Mesafesini Tartışmaya Açmamalıdır TBMM’de kurulan komisyonun raporuna CHP’nin imza atması ve ardından yapılan açıklamalar, kamuoyunda ciddi bir tartışma başlatmıştır. Özellikle raporun 6. ve 7. maddelerine yapılan vurgu, “Bu süreç nereye gidiyor?” sorusunu yeniden gündeme taşımıştır.
CHP sıradan bir parti değildir. Cumhuriyet’i kuran; ulus-devlet ve üniter yapı fikrini siyasal yurttaşlık temelinde inşa eden bir partidir. Bu nedenle attığı her imza yalnızca bir siyasi pozisyon değil, aynı zamanda tarihsel bir duruş ve sorumluluk anlamına gelir.
TBMM’de yürütülen süreç zaten tartışmalı bir zeminde ilerlerken, PKK’ya dolaylı ya da doğrudan alan açabilecek düzenlemeler ve Abdullah Öcalan’ın yeniden gündeme taşınması ihtimali kamuoyunda daha büyük bir endişe yaratmaktadır.
Bu mesele günlük siyasetin konusu değildir.
Bu mesele, devletin temel güvenlik anlayışı ve milletin ortak vicdanıyla ilgilidir.
PKK, on binlerce insanın hayatına mal olmuş bir terör örgütüdür. Türkiye Cumhuriyeti bu örgütle mücadelede ağır bedeller ödemiştir. Böyle bir örgütün taleplerini “demokratikleşme” başlığı altında tartışmaya açmak, toplumun önemli bir kesiminde CHP’ye karşı güvensizlik doğurmaktadır.
Abdullah Öcalan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış bir hükümlüdür. “Umut hakkı” gibi başlıkların, terör mağdurlarının aileleri ve şehit yakınlarının hassasiyetleri dikkate alınmadan gündeme getirilmesi, toplumsal barışa hizmet etmez; aksine yeni kırılmalar yaratır.
CHP bu noktada tarihi bir eşiktedir. Geçmişine ve geleceğine karşı büyük bir sorumluluk imtihanıyla karşı karşıyadır.
Cumhuriyet Halk Partisi; ulus-devlet ilkesini siyasal yurttaşlık temelinde savunan bir partidir. Üniter yapı, laiklik ve milli egemenlik CHP’nin kurucu sütunlarıdır. Bu sütunları zayıflatabilecek her adım, kısa vadeli siyasi hesapların çok ötesinde sonuçlar doğurur.
Cumhuriyet sıradan bir yönetim modeli de değildir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Türkiye Cumhuriyeti; üniter yapıyı, laikliği, milli egemenliği ve siyasal yurttaşlığı esas alır.
Terörle mücadele kapsamında hüküm giymiş bir yapının ya da liderinin “demokratikleşme” başlığı altında yeniden gündeme taşınması, toplumsal vicdanda derin bir sorgulamaya yol açacaktır. Bu gerçeğin görmezden gelinmesi mümkün değildir.
Toplayacak olursak, Mesele yasaya karşı çıkmak değil,
Mesele yasalar değiştirilirken Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerinden kopmaya izin vermemektir.
Cumhuriyet’i kuran parti için en büyük güç, oy hesabı değil; tarihsel omurgasıdır.
O omurga dimdik kaldığı sürece güven de ayakta kalacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

2 yorum yapılmış

  • Meral (4 ay önce)
    Keşke bazıları da bunu bilebilse anlayabilse ama ne yazık ki politika yapıyorlar çok güzel üstüne basmışsınız ama ne yazık ki onlar bunları okumaz elinize kaleminize sağlık
    0
    0
    Yanıtla
  • Meral (4 ay önce)
    Keşke siyasiler de sizin gibi düşünebilseydi işte bu toplumda sizin gibi insanlara gerek var ağzına . Çok güzel noktalara temas etmişsiniz. Ama bunu anlayacak çapta değiller. Kaleminize sağlık çok yaşayın.
    0
    0
    Yanıtla

Bilal Esen yazıları

Manşet Haberler

Çok okunanlar
sanalbasin.com üyesidir