Dünyadaki İslam Ülkeleri

İslam ülkeleri dünya da en çok olan ülkeler arasında birinci sıraya girmektedir.
Dünyada yaklaşık 195 ülke olduğu, Bunların 50'ye yakını İslam ülkesi sayılmaktadır. Bu ülkeler arasında değişik dinler olsa da nüfusun çoğunluğu İslam’dır.
En kalabalık Müslüman ülkeleri ise şunlardır.
1- Endonezya, 2- Pakistan, 3- Bangladeş, 4- Türkiye, 5- Mısır gibi ülkelerdir.
Ancak sayıca fazla olmalarına rağmen bu ülkelerin
Ekonomik güçleri, teknolojileri, bilim ve siyasi birlikleri açısından dağınık ve zayıf durumdadırlar.
Bugüne kadar Birçok İslam ülkesi sömürge geçmişi, iç karışıklıklar veya dış müdahalelerle uğraşmak zorunda kalmışlardır.
İslam ülkelerinin birçoğu Sünni ve Şii ayrımcılığı etnik bölünmeler ve içsel savaşlar çıkarmaktadır.
O zaman İslam kardeşliği yerine düşmanlıklar öne çıkıyor.
Sonuç:
Sayıca fazla ama parçalanmış bir İslam dünyası var.
Zengin kaynaklara (petrol, genç nüfus, toprak) sahip olmalarına rağmen, birlik beraberlik, eğitim ve adalet eksikliği ile dış ülkelerin yönlendirmeleri nedeniyle dünya ortamı üzerinde etkisiz kalmaktadırlar.
Bunun en büyük nedenlerinden birisi özel menfaatleri ve dışa bağımlılıkları yüzünden milliyetçilik ile ülke çıkarlarının önemsenmemesidir. Bunlar dış ülkelerin bilerek isteyerek yaptıkları oyunlar ve siyasi stratejiler yüzünden devam etmektedir.
Lafa geldiğinde İslam, İslam diyerek fetva kesenler menfaatler söz konusu olduğunda Her ülke kendi çıkarına göre hareket ediyor, ortak hareket olsa da nadiren oluyor diyebiliriz.
Netice olarak İslam ülkeleri geri kalmışlıklarını sıralarsak.
1- Osmanlı sonrası dönemde birçok İslam ülkesi İngiliz, Fransız ve diğer Batılı devletlerin sömürgesi oldu.
Bu da yönetim, eğitim, ekonomi ve sınırlar üzerinde kalıcı zarar bıraktı.
2- Hâlâ birçok ülke dış güçlerin etkisinde kalıyor.
3. İslam dünyasında eğitim sistemi modernleşemedi veya yozlaştırıldı.
Bilim ve teknoloji üretiminde neredeyse yokuz.
Oysa geçmişte İslam medeniyeti bilimde öndeydi:
El-Harezmi, İbn Sina, Farabi gibi isimlerin var olduğu biliniyor.
4. Birçok İslam ülkesinde demokrasi ve adalet sistemi zayıf.
Halkın sesini duyan değil, kendi çıkarına yöneten yöneticiler var.
Bu da halkta güven kaybı, gençlerde umutsuzluk yaratmaktadır.
5.- İslam dünyasında mezhep ayrılıkları (Sünni – Şii gibi) siyasi düşmanlıklara dönüşmüş durumda.
İran – Suudi Arabistan gibi büyük ülkeler, mezhepsel rekabet üzerinden vekâlet savaşlarını sürdürüyor.
Bu ayrılıklar nedeniyle Müslümanlar birbirine düşman hale geliyor ve Batı ülkeleri ise bu bölünmeden faydalanıyor.
Ayrıca İslam ülkelerinin yöneticileri ve görevlilerinin çoğunluğu halkını ve çevresini ALLAH ile aldatmaya aşırı derecede alışmış İslam’a da leke sürmeye başlamışlardır.
Sonuçta enerji kaynakları da batı ülkelerinin çıkar gözdesi olduğundan iç savaşlar sürekli devam etmektedir.
Oysa Biz Atatürk’ün kurtardığı bu ülkemizde onun gösterdiği yoldan gidebilseydik bu İslam ülkelerini de barış ve huzur içerisinde devamına neden olabilir ve olmamız gereken yerde olarak ağırlığımızı korurduk.




























