Yazarlar

Dr. Johanna Budwig'e göre "KANSER" Yağların Rafine Edilmesinin Sonucudur

Hasan Yılmaz

Dr. Johanna Budwig'e göre "KANSER" Yağların Rafine Edilmesinin Sonucudur

    “Kanser: Problem ve Çözümü”, “Kanser: Bir Yağ Problemi” ve “Tümörün Ölümü” gibi onlarca bilimsel eserin yazarı Dr. Johanna Budwig kandaki yağ asitlerini geliştirdiği kağıt kromatografisi yöntemiyle ilk analiz edebilen bir bilim adamıdır. 1950 de bilim dünyasının yaklaşık 50 seneden beri aradığı, hücre oksijen ve enerjisini karşılayan sülfürik proteinlerin yanındaki bilinmeyen büyük partnerin “çoklu doymamış yağ asitleri olduğunu” bulmuştur. Yaptığı araştırmalarda “rafine” edilmiş yağ ve margarinlerin kanserin sebebi olduğunu görür. Bu buluşları sebebiyle İlaç – Tıp ve Yağ sanayinin hedefi olur. Zira O bazı yağlar (rafine edilmiş yağ ve margarinler) için “HAYATİ TEHLİKE ARZEDEN YAĞLAR” ve bazı yağlar (Soğuk Sıkım Doğal Yağlar) için de “HAYATİ ÖNEM ARZEDEN YAĞLAR” demektedir. Aynı şekilde KANSERİN TEMEL sebebini yağların rafine edilişinde görmektedir. Bir taraftan yağların rafine edilişi üzerine kurulu bir yağ sanayi ve bu yağları kullanan gıda sanayi diğer taraftan kanseri “genetik mutasyon” ile izah eden ve kemo terapi yoluyla para basan TIP dünyası. Menfaatleri tehlikeye giren bu gruplar Dr. Johanna Budwig’e dünyayı dar etme savaşını başlatır. Öyle bir savaş ki bir tarafta dünyanın en güçlü üç sanayi dalı (ilaç – tıp – yağ sanayi) diğer taraftan tek başına doğruya inanan ve doğruyu göğüsleyen dahi bir bilim insanı: Dr. Johanna Budwig. Gün gelir yazdığı eserlerini basacak matbaa bile bulamaz, zira matbaalar sanayi tarafından sipariş alamamakla tehdit edilmektedir.

    İşte bu Dr. Johanna Budwig 40 seneyi aşkın bir süre tedavisi mümkün değildir denilen binlerce kanser hastasını kimyevi hiçbir ilaç kullanmadan tedavi eder. Tedavisinin temelini özel bir beslenme oluşturmaktadır. Bilimsel buluşlarının ışığında hazırladığı bu özel beslenmenin en mühim bölümünü Yağ-Protein-Kürü oluşturmaktadır. Bu kür iki temel gıdadan oluşmaktadır.

    • Keten Tohumu Yağı ve
    • Quark

    Bu linkten “Yağ-Protein Kürünün” hazırlanışını bulabilirsiniz: 

    https://saglikvesen.com/yag-protein-kuru/

    Aynı beslenmenin mühim bir ayağını da fermente edilerek elde edilen beyaz lahana suyu oluşturmaktadır:

    https://saglikvesen.com/lahana-suyu-tarifi/

    Ayrıca bazı meyve suları ve yemişler de kanser hastasının beslenmesinde öne çıkar. Uyguladığı diyetlerde kanser hastasının yemesini kesinlikle yasakladığı gıdalar da söz konusudur. Yumurta gibi.

    Başka makalelerde Dr. Johanna Budwig ve buluşları hakkında geniş bilgiler aktarmaya devam edeceğiz.

    Aşağıdaki Johanna Budwig’e ait ifadeler SOĞUK SIKIM, rafine edilmemiş yağların hayati önem arz ettiğini gösteriyor:

    ‘’Yağlar tüm canlı formların canlılık fonksiyonlarının, büyümenin ve güneşi kullanabilmenin hâkim şartıdır. Yanlış yağlarla tahrip edilmiş bir insana vitamin, mineral, iz minareller, vs. ile yardımcı olabilme imkânı yok. İnsanlara yardımcı olmak istiyorsak, vücuttaki tahribatın sebeplerini görmeliyiz.’’ Dr. Johanna Budwig (KANSER Problem ve Çözümü isimli eserden alıntı)

    "Yağların kimyası üzerine yaptığım bilimsel çalışmalar sonucunda elektron açısından zengin yüksek derecede çoklu doymamış yağ asitlerinin solunum fonksiyonu, oksijen yüklenmesi, oksijenin kullanımı ve sonraki çalışmalarımda güneş fotonları vasıtasıyla güneş enerjisi elektronlarının vücut tarafından emiliminin de bu yağlara bağlı olduğunu keşfettim." Dr. Johanna Budwig (TÜMÖRÜN Ölümü isimli eserden alıntı)

    • Neekeski17 Aralık 2018 . 22:52

      Keten tohumu yağının kansere neden olduğunu biliyordum...
    • HasanYlmaz31 Aralık 2018 . 14:46

      1-) Sevgili Neeksiki rumuzlu okuyucum. Maalesef bu eksik ve hükmünü yetirmiş bilgi halen tıp camiasında ve internette devam ediyor. Doğrusu aşağıdadır: Lignanlar ve Keten Tohumu Bu yanlış bilginin kaynağı bir çok tohum, yemiş, meyve ve sebzede bulunan Lignanlardır. Lignanlar östrojen benzeri bitki bileşikleridir ve günümüzde kanseri frenleyici, engelleyici olarak kabul ediliyor.
    • HasanYlmaz31 Aralık 2018 . 14:47

      2-) Lignanların yapısı östrojenlerin yapısını andırır ancak östrojenler gibi agressif değiller. Bu zayıf Lignanlar hücrelerin östrojen reseptörlerine yapışırlar ve kansere sebep olduğu kabul edilen östrojenler gibi agressif etki yapmazlar. Bu şekilde işgal edilmiş olan Östrojen reseptörlerine bağlanamayan gerçek östrojen kanser etkisi yapamaz. Maalesef bu geçersizleşmiş yanlış ve eski bilgi bilinçli olarak doktorlar tarafından topluma aktarılmakta ve toplumu

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları