
Haber: Sena Nur PORSUK
İzzet Baysal Caddesi üzerinde bir araya gelen eğitim emekçileri, sloganlar eşliğinde Kardelen Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüşün ardından basın açıklaması yapan Eğitim-Sen Bolu Şube Başkanı Dilek Çakman, öğretmenlerin hak arama mücadelesine destek verdiklerini belirterek şunları söyledi:
“Özel sektör öğretmenleri; taban maaş, güvenceli çalışma, insanca yaşayabilecekleri bir ücret ve özlük haklarının güvence altına alınması ile mülakat nedeniyle yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi talepleriyle dokuz gündür Ankara’da eylemlerini sürdürmektedir. Yetkililerin öğretmenlerin haklı ve meşru talepleri karşısında sessiz kalması üzerine meslektaşlarımız dokuz gündür açlık grevindedir. Öğretmenler, anayasal haklarını kullanarak seslerini duyurabilmek ve taleplerini kamuoyuyla paylaşabilmek amacıyla iki gün önce Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilciliği önünden Madenci Anıtı’na yürümek istemiştir. Ancak yürüyüş başlamadan öğretmenlerin karşısına bir kez daha polis barikatı çıkarılmıştır. Yapılan sert müdahalede biber gazı kullanılmış, meslektaşlarımız darp edilmiş, yerlerde sürüklenmiş, fenalaşanlar olmuş ve çok sayıda öğretmen gözaltına alınmıştır.”
“Öğretmenler neden günlerdir sokaktalar?”
Açıklamasına devam eden Çakman, şu ifadeleri kullandı:
“Öğretmenler neden bedenlerini açlığa yatırmak zorunda kalmaktadır? Çocuklarımızı ve gençlerimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerin karşısına neden sürekli polis barikatları çıkarılmaktadır? Öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunların çözülmesi gerekirken, iktidarın öğretmenlerin taleplerine polis şiddetiyle yanıt vermesi kabul edilemez. Basın açıklaması yapmak, yürümek ve sendikal mücadele yürütmek demokratik ve anayasal bir haktır. Öğretmenlerin haklı taleplerine yönelik şiddet, baskı ve gözaltı uygulamalarına derhal son verilmelidir.”
“Öğretmene şiddete hayır”
Öğretmenlere yönelik şiddet ve ağır çalışma koşullarına da değinen Çakman, “Öğretmenlik mesleği yıllardır düşük ücret, güvencesizlik, işsizlik, sözleşmeli ve ücretli istihdam, mülakat, performans baskısı ve ağır çalışma koşulları üzerinden sistematik biçimde itibarsızlaştırılmıştır.” dedi.































