
Genel Başkan Prof. Dr. Mehmet Öz’ün açış konuşmasıyla başlayan toplantıda, kamuoyu ile paylaşılmak üzere çeşitli başlıklarda değerlendirmeler yapıldı.
Toplantıda ilk olarak 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle Türk milletine hizmet veren öğretmenlerin günü kutlandı. Özellikle PKK terör örgütü tarafından hayatını kaybeden tüm eğitimciler rahmet ve minnetle anıldı. Sosyal yapıyı etkileyen temel sorunların da gündeme geldiği toplantıda; hayat pahalılığı, gençlerin eğitim ve istihdam problemleri, aile kurumuna yönelik tehditler, nüfus yapısındaki riskler ve artan şiddet olayları ele alındı. Uyuşturucu ve sanal kumar gibi gençleri ve toplumu tehdit eden unsurlara dikkat çekilirken, Türk Ocaklarının bu konuları kamuoyunun gündeminde tutmaya devam edeceği vurgulandı. Uluslararası gelişmelerin de değerlendirildiği toplantıda, İsrail’in Gazze’deki soykırım uygulamaları kınandı, ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin sorumluluklarının altı çizilirken, Doğu Türkistan’da yıllardır süren soy kırımı konusunda Çin yönetimi de kınanmıştır.
Toplantının önemli başlıklarından biri ise 2024 yılının Ekim ayından bu yana gündemde olan “Terörsüz Türkiye” süreci oldu. Türk Ocakları, süreçle ilgili tavrının değişmediğini belirterek şu görüşleri paylaştı:
PKK Terör Örgütünün elebaşının âdeta baş müzakereci olarak konumlandırılması, teröristlerin katlettiği şehitlerimizin kemiklerini sızlattığı gibi Türk milletini, terörle mücadele gazilerini ve şehit ailelerini derinden yaralamıştır.
Teröristbaşının çağrısı ile sözde fesih kararına rağmen PKK Terör Örgütü, KCK şemsiyesi altındaki bütün unsurlarıyla hâlâ faaliyetine devam etmektedir. Örgütün Suriye’nin kuzeydoğusundaki uzantısı ise ABD-İsrail ikilisinin desteğiyle Suriye topraklarının üçte birini, enerji ve su kaynaklarının ise yaklaşık dörtte üçünü kontrol altında tutmaktadır. Türk Ocakları olarak, Suriye uzantısı dâhil bütün unsurlarıyla feshedilmediği sürece, ne “Terörsüz Türkiye”den ne de “Terörsüz Bölge”den bahsedilebileceğini defalarca ifade ettik ve ediyoruz.
TBMM’de kurulan komisyon üyelerinin İmralı’ya gitmelerinin vahim bir hata olacağını ve bunun müsebbiplerinin tarihî bir vebal ve sorumluluk altında olacaklarını ifade ettik ve ediyoruz. Teröristbaşının ayağına gidildiği şeklinde bir algının, bir yandan bölücü çevrelerin öte yandan da Türk milletinin psikolojisi üzerindeki etki ve yansımaları son derece derin olacak ve bize kabul ettirilmek istenin tersine, toplumsal barış ve uzlaşmadan ziyade psikolojik ayrışmaya hizmet edecektir.
Sürecin ilerleyen aşamalarında geniş kapsamlı bir af yasasının çıkarılması, adalete ve devlete güven üzerinde ciddi bir hasar bırakacaktır. Daha da önemlisi, Anayasa’nın değiştirilemez maddelerinin arkasından dolanarak vatandaşlık tanımı, eğitim dili ve yerel yönetimler konularında yapılacağı söylenen değişikliklerle Cumhuriyet’in temeli olan üniter-millî devlet yapımız temelinden sarsılacaktır. Türk Ocakları olarak bu konularda yapılacak anayasa değişikliğine karşıyız. Anayasa’da yapılacak her türlü değişikliğin mutlak surette halk oylamasına sunulmasını talep ediyoruz.
Açıklamanın sonunda, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk milleti denir” anlayışı hatırlatılarak, Türk Ocaklarının etnik, dinî ve mezhebî ayrım olmaksızın toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir millet yaklaşımını benimsediği aktarıldı. “Biz, Hep Birlikte Türk Milleti’yiz!” düsturu doğrultusunda kucaklayıcı ve kapsayıcı bir millet anlayışını benimseyen Türk Ocakları olarak; Türk milletinin bu topraklardaki bin yıllık kesintisiz siyasi egemenlik hakkını ortadan kaldıracak, ileride ülkenin parçalanmasına ve milletin bölünmesine yol açabilecek her türlü adıma karşı Anayasa’nın ve kanunlarımızın tanıdığı haklar çerçevesinde kesinlikle karşı çıkacağımızı, Yüce Türk Milleti’ne arz ederiz. İfadeleri kullanıldı".






























