
21 Ocak 2025’te çıkan yangından bu yana dava sürecine ve acılı ailelerle birlikte yaşanan süreçlere değinen Rıfat Doğan, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın istinafa gitmesini de değerlendirdi. Başsavcılık olası kasttan ceza alan otel sahibinin eşi, 2 kızı ve otel müdürünün da aralarında olduğu bazı sanıklara verilen cezanın fazla olduğunu dair istinafa başvururken acılı baba Rıfat Doğan ise başsavcılığının bu başvurusunu eleştirdi.
“Zannetmesinler ki nefes alıyoruz ve hayatı fonksiyonlarımız sürüyor diye yaşıyoruz”
2025 yılının kendisi için hayatının en zor yılı olduğunu söyleyen Rıfat Doğan, “Bizim için zaman 21 Ocak'ta durdu diyebiliriz. Çünkü bizden hayatımızın rengini ve tadını aldılar. Bunun başrolünde 5 tane aymaz bulunmakta. Grand Kartal Yönetim Kurulu Başkanı Halit Ergül, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emine Ergül, Yönetim Kurulu Üyeleri Ceyda Hacıbekiroğlu ve Yönetim Kurulu Üyesi Elif Aras ve Genel Müdür Emir Aras. Bu 5 aymaz bizim hayatımızın rengini ve tadını çaldılar. Zannetmesinler ki nefes alıyoruz ve hayatı fonksiyonlarımız sürüyor diye yaşıyoruz. Biz artık yaşayan ölüyüz. Bir yıl boyunca acıyla yoğrulduk. Bize tek nefes aldıran mahkeme kararının olması gerektiği gibi çıkmasıydı. Bu sayede biraz da olsa huzurlu olarak uyuyabiliyoruz, nefes alabiliyoruz. Giden yiten canlarımıza borcumuzu bir nebze de olsun ödemiş hissediyoruz” dedi.
“Mahkeme heyetine hakkımı helal ediyorum”
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın istinafa başvurmasına dair fikirlerini belirten Doğan, “Alınan kararın istinafta takipçisiyiz. Savcılık makamı bu aldığımız nefesi bize çok gördü. Tabii insan kendi başına gelmeyince belki farklı düşünebiliyor. Öncelikle mahkeme heyetine ve başkanına teşekkürü bir borç biliyorum ve hakkımı helal ediyorum onlara. Vermiş oldukları olması gereken karardan dolayı. Ama savcılık makamına birkaç laf etmek istiyorum. Olası kasttan verdiğiniz iddianameyi tüm deliller ve şahitler ve görseller videolar yönetim kurulunun ve genel müdürün ve sıralı müdürlerin aleyhineyken Ne oldu da ikinci celsede kimse sizden mütalaa beklemezken bilinçli taksiri düşürerek mütalaa verdiniz? Ne oldu da yargıtaya kadar kendiniz gidip başvuruda bulunma ihtiyacı duydunuz? Merak ediyorum. Bence bunu tüm kamuoyu da merak ediyor. Bir de kamuoyu adına vermişsiniz bu dilekçeyi” şeklinde konuştu.
“Cumhurbaşkanı bile bu karardan memnunken savcılık makamı ne yapmak istiyor”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mahkemeden çıkan kararın emsal olduğunu söylediğini kaydeden Rıfat Doğan, “Savcılık makamına bir de şunu sormak istiyorum. Bizim bildiğimiz tüm kamuoyu, bizim takip ettiğimiz tüm kamuoyu, bizim iletişimde olduğumuz tüm kamuoyu bu kararın olması gerektiğine karar verirken. Sayın Cumhurbaşkanı bile bu karardan olması gerektiği çıkan karardan memnunken savcılık makamı ne oluyor da olası kasttan bilinçli taksire çeviriyor merak ediyorum. Kamuoyu da bunu merak ediyor. Hangi kamuoyundan bahsediyorsunuz? Kamuoyu biziz. Bizim canlarımız gitti. Bolu'daki bir tane adama sorun bakalım. Türkiye'deki bir tane adama sorun bakalım ne diyecek? Hangi kamuoyuna sordunuz da gittiniz? Savcılık makamına şunu söylemek istiyorum bir de. Her akşam evinize gidip karınıza sarılıp çocuğunuzu öptüğünüz zaman göz göre göre ölen 78 tane can gözünüzün önüne gelsin. Biz bundan sonra sadece hayati fonksiyonları devam eden yaşayan ölüleriz. Allah kimsenin başına vermesin. Bu çıkan kararın emsal olacağını hep söylemiştik. Çünkü ya iyi emsal olacaktı ya kötü emsal olacaktı. İyi emsal olduğunu düşünüyorum. Haber olmadığı için fark edemiyoruz belki. Çevremizde ve duyduğumuz gördüğümüz tüm Türkiye'de tüm işletmeler kendilerine çeki düzen verdiler bu kararla birlikte. Bu sayede belki birçok can da kurtuldu. Ama tabi olay çıkmadığı için gündeme gelmedi. Çünkü canlar kurtulmuştu. Dilovası'nda bir felaket daha yaşandı. Orada da hukukun ve emniyet güçlerinin bu emsal kararla bir anda doğru kararlar aldıklarını ve tüm sorumluları gözaltına aldıklarını gördük” ifadelerine yer verdi.
Yangın faciasından bu yana 1 yıllık süreçte neler yaşadığını anlatan acılı baba Rıfat Doğan, “Bu süreçte benim unutamadığım an Bekir Hacıbekiroğlu'nun yapmış olduğu tavır. Evet eşiniz 78 tane insanın katili olabilir. Tabi ki desteğe gelebilirsiniz. Gelirsiniz, desteğiniz olursunuz ve gidersiniz. Burası alacak verecek davası olan bir mahkeme değil. Burası 78 tane canın gittiği mahkeme. Desteğe gelip müştekilere tehditkar tavırlarla davranamazsınız. Ve bu tüm aileleri çok üzdü. Zaten orada acılı insanlar var. Ve olabildiğince de sakin duruldu tüm mahkeme boyunca. O yüzden unutamadığım anlardan biri budur. Bir de ikinci celsede savcılık makamının durduk yere kimse mütalaa beklemezken vermiş olduğu mütalaadır. Bizi üzen, yoran ve acımıza acı katan bir şey oldu” diye konuştu.































