
Haber: Sena Nur PORSUK
BAİBÜ’de Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler Temel Alanı akademisyenlerinden Prof. Dr. Yavuz Akçi, "Sosyal Çürüme" konusunu değerlendirdiği özel röportajda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Akçi, “Sosyal çürüme aslında bir toplumda yaşayan insanların ahlaki değerlerinin, ekonomik kuralların ya da yazılı olmayan kuralların bir şekilde bozulmasıdır. Sosyal çürüme olmasaydı, toplumda yaşayan insanlar bu yazılı olmayan kurallar sayesinde birlikte rahatlıkla yaşayabilir, saygı ve anlayış gösterebilir, huzurlu bir yaşam sürdürebilir. Ancak gelinen noktada bu kuralların önemini yitirdiğini, insanların ‘bana ne’ anlayışına yöneldiğini ve bunun sosyal çürümenin en belirgin göstergelerinden biri olduğunu görüyoruz. Değerler, insanları bir arada tutan yapıştırıcı gibidir. Ancak değerlerde yaşanan erozyon, geçmişten gelen alışkanlıkların da değişmesine ve yok olmasına neden olmaktadır” dedi.
“Dijitalleşme Sosyal Çürümeyi Hızlandırıyor”
Akçi, dijitalleşmenin sosyal çürüme üzerinde önemli bir etkisi olduğunu belirterek dijital medyayı bir bıçağa benzettiğini ifade etti. Akçi, “Bir bıçakla insanı öldürebileceğiniz gibi faydalı işler de yapabilirsiniz. Ancak insanlar çoğunlukla bu aracın kötü yönünü kullanıyor. Bunun örneklerini giderek daha fazla görmeye başlıyoruz. Eskiden değişim büyük şehirlerden küçük yerlere doğru yayılırken, bugün dijitalleşme sayesinde herhangi bir yerdeki değişim anında en küçük yerleşim birimlerine kadar ulaşabiliyor. Dijitalleşmenin sosyal çürümeyi hızlandırmada çok büyük bir etkisi var. Bir çarpan etkisi oluşturuyor. Sosyal medyada ve televizyonlarda gördüğümüz olaylar hızla yayılıyor. Bu süreçte değerlerimizi kaybettikçe, adeta değersizleşmiş bir toplum yapısına dönüşme riskiyle karşı karşıya kalıyoruz” dedi.
“Sosyal Çürümenin Temel Nedeni Adaletsizlik”
Sosyal çürümenin temel nedenlerine de değinen Akçi, en önemli etkenin adalet olduğunu vurguladı. Akçi, “İnsanların adalete olan inancının zayıflaması ve adaletsizlik vakalarının artması sosyal çürümeyi tetikleyen en önemli unsurlardan biridir. İkinci sırada ekonomi geliyor. Ekonomideki bozulmalar, adaletsizlikler, fahiş fiyat artışları ve fırsatçılık gibi durumlar insani değerlerin zayıflamasına ve sosyal çürümenin artmasına neden oluyor. Ayrıca eğitim sistemindeki başarı ölçütlerini de sorgulamamız gerekiyor. İnsanlar adaletsizlik ve liyakatsizlikle karşılaştıkça değerlere olan saygılarını kaybediyor. Kötü örneklerin cezalandırılmadığını gördükçe bu durum zamanla normalleşiyor. Oysa suç suçtur, yanlış yanlıştır. Yanlışa kim tarafından yapıldığına bakılmaksızın karşı çıkılması gerekir” dedi.
“Sosyal Çürüme Tersine Çevrilebilir”
Sosyal çürümenin tersine çevrilebileceğini belirten Akçi, “Bu süreç aslında göründüğü kadar zor değildir. Adalet ve liyakat sağlandığında, herkes hak ettiği değeri gördüğünde toplumsal güven yeniden oluşur ve sosyal çürüme zamanla düzelmeye başlar. Hatta bu süreç bir ila beş yıl içinde olumlu yönde değişebilir” ifadelerini kullandı.






























