
Haber: Emrah Kırbaş
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan TÜGVA Bolu İl Temsilcisi Muhammet Mustafa Özdere, İhtisas Akademi’nin faaliyetlerine değinerek;“İhtisas Akademi; sadece bir eğitim programı değildir. İhtisas Akademi; bir gençlik vizyonudur, bir bilinç inşasıdır, ve bir karakter yolculuğudur.
Biz, bu toprakların gençliğini sadece diploma sahibi bireyler olarak değil; adaleti omuzlayan, hakkı savunan ve mazlumun yanında dimdik duran bir nesil olarak görüyoruz.
Ben bu duygu ve düşüncelerle birbirinden kıymetli beş ayrı konuğumuzla oluşturduğumuz İhtisas Akademi Programımızın ülkemize, şehrimize ve gençliğimize hayırlar getirmesini temenni ediyor; hepinizi en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
“Aslında Hepimiz Büyük Bir Kardeşlik Hareketinin Parçasıyız
Etkinlikte konuşan TÜGVA Genel Başkan Yardımcısı Selim Özaltun , programın önemine değinerek; “Türkiye Gençlik Vakfı 2013 yılında İstanbul’da kurulmuş, henüz 13 yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen bugün Türkiye’de 80 ilde, 625 ilçede teşkilatlanmış ve temsilcilikleri bulunan, ülkemizin en büyük gençlik teşkilatlarından biridir.
Dolayısıyla sizler bu programı yalnızca burada gerçekleştirilen özel bir etkinlik olarak değil; Türkiye’nin 80 ilinde, hemen hemen her üniversitesinde yürütülen büyük bir programın parçası olarak değerlendirebilirsiniz. Aslında hepimiz büyük bir kardeşlik hareketinin parçasıyız. Bunun kıymetini bilmek ve bu imkânı en iyi şekilde değerlendirmek gerekir” ifadelerini kullandı.
Milli Savunma Bakan Yardımcısı Üniversiteli Gençlere Seslendi
Etkinlikte öğrencilerle bir araya gelen Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ise üniversitelerin yalnızca fiziki yapılarıyla değil, ortaya koydukları hizmet ve vizyonla anlam kazandığını vurgulayarak, “Güzel binalar yapabilirsiniz ancak o binalara anlam veremezseniz, uygun hizmet üretmezseniz hiçbir manası kalmaz. Asolan o binaların ruhu, hizmetidir” dedi.
Bolu’nun tarihsel birikimine de dikkat çeken Ayhan, kentin yalnızca geçmişte yetiştirdiği önemli isimlerle değil, gelecekte yetiştireceği mühendisler, akademisyenler ve vizyonerlerle de öne çıkacağını belirtti. Ayhan, Bolu’nun Türkiye’nin geleceğini inşa edecek genç beyinlere ev sahipliği yapacak önemli şehirlerden biri olduğunu ifade etti.
Konuşmasında Türkiye Yüzyılı vizyonuna da değinen Ayhan, günümüzde gücün artık yalnızca nüfus ve ekonomik büyüklükle ölçülmediğini, teknolojiyi tasarlayan ve veriyi yöneten ülkelerin geleceği şekillendirdiğini söyledi. Yapay zekâ, kuantum bilişim, siber uzay ve uzay ekonomisinin çağın yeni stratejik alanları olduğuna işaret eden Ayhan, Türkiye’nin bu alanlarda söz sahibi olmak için kararlı adımlarla ilerlediğini kaydetti.
Savunma sanayiinde son yıllarda önemli atılımlar gerçekleştirildiğini belirten Ayhan, Türkiye’nin geçmişte dışa bağımlı bir yapıdan bugün kendi tankını, savaş gemisini, İHA ve SİHA’sını tasarlayıp üreten bir noktaya ulaştığını dile getirdi. “Artık ‘Biz de yapabiliriz’ demiyoruz, ‘Artık biz yapıyoruz’ diyoruz” ifadelerini kullanan Ayhan, gençlerin bu başarı hikâyesinin en önemli aktörleri olacağını vurguladı.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan ambargoların Türkiye’ye savunma sanayiinde bağımsızlığın önemini gösterdiğini hatırlatan Ayhan, bu sürecin yerli ve milli savunma sanayiinin temellerini attığını söyledi.
Türkiye’nin savunma sanayiindeki yerlilik oranının geçmişte yüzde 10’ların altında olduğunu hatırlatan Ayhan, bugün gelinen noktada Altay tankı, Çelik Kubbe hava savunma sistemi, Kızılelma ve KAAN gibi projelerin Türkiye’nin mühendislik kabiliyetini ortaya koyduğunu ifade etti.
KAAN’ın yalnızca bir savaş uçağı olmadığını belirten Ayhan, “KAAN bir milletin ‘biz yapamayız’ algısını tarihe gömen önemli bir mühendislik eşiğidir” dedi.
“Teknik güç, ruhsuz bir bedene benzer.”
Bir ülkenin sadece teknik ve askeri olarak güçlü olması yeterli midir? Sorusuna Sayın Ayhan şu şekilde cevap verdi:
Konuşmamın başında binaların ruhundan bahsetmiştim hatırlarsan. Teknik güç, ruhsuz bir bedene benzer. Bizi biz yapan, bizi sömürgeci güçlerden ayıran şey; adalet duygumuz, ahlakımız ve merhamet medeniyeti anlayışımızdır. Güçlü bir bağımsızlık iradesi, manevi bir temel üzerine oturmazsa o güç zulme dönüşebilir. Bizim savunma sanayiindeki yerlilik hamlemiz sadece silah üretmek değil, mazlumların sığınabileceği güvenli bir liman inşa etme iradesidir. Teknik kapasitemiz arttıkça, bu değerlerimizi dünyaya daha gür bir sesle duyuracağız.
“Dünya artık hibrit savaşları konuşuyor.”
Sizce önümüzdeki 20 ila 50 yılda savaşlar nasıl bir nitelik kazanacak sorusuna Sayın Ayhan'ın konuşması :
Değerli arkadaşım, dünya artık hibrit savaşları konuşuyor. Artık cephelerde binlerce askerin karşı karşıya geldiği o klasik meydan savaşları dönemi yavaş yavaş kapanıyor. Geleceğin savaşları; robot ordularla, sürü dronlarla, siber saldırılarla ve uzaydaki üstünlükle belirlenecek. Bir ülkenin enerji altyapısını tek bir tuşla felç etmek, fiziksel bir bombadan daha etkili hale gelecek. İşte biz bu yüzden 'Çelik Kubbe' diyoruz, bu yüzden siber savunma diyoruz. Gelecek, teknolojiyi silah olarak kullananların değil, teknolojiyi bizzat yönetenlerin olacak.
Soruların ardından yapılan plaket takdimi ve gençlerle toplum fotoğraf çekiminden sonra program sona erdi.































