
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen soruşturma kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı personelinin verdiği ifadeler, yakınlarını kaybeden ailelerin yüreğinde derin yaralar açtı. Acılı aileler soruşturma dosyasına giren bazı savunmaların yaşanan facianın gerçekliğiyle bağdaşmadığı vurguladı.
“Kendi çocuklarını gerekçe gösterdiler”
Dosyada şüpheli sıfatıyla yer alan Elçin Şimşek, hakkında istenen yurt dışı çıkış yasağına itiraz ederek, çocuklarının spor ve eğitim faaliyetlerinin aksayacağını öne sürdü. Şimşek ifadesinde, Bakanlıktaki görevi gereği yurt dışı çıkışlarının bulunduğunu, adli kontrol tedbirinin görevini yapmasına engel olacağını savundu.
Benzer şekilde Neşe Çıldık da genel müdürlük görevini gerekçe göstererek, yurt dışı çıkış yasağının hem kariyerini hem de “ülkenin turizm geleceğini” olumsuz etkileyeceğini ileri sürdü.
“Görev ve hizmet süresi dokunulmazlık değildir”
Bir diğer şüpheli Şennur Aldemir Doğan ise emekli olduğunu, şehir planlama ve turizm alanında danışmanlık yaptığı projeler nedeniyle yurt dışı çıkış yasağının telafisi imkansız ekonomik zararlara yol açacağını savundu. Avukatı, müvekkilinin 28 yıllık kamu hizmetine vurgu yaptı.
Aileler ve kamuoyu ise bu savunmalara sert tepki gösterdi:
Aileler bu durumun daha büyük sorumluluk yüklediğine vurgu yaparak,
“Devlete uzun yıllar hizmet etmiş olmak, denetim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Aksine, yüksek görev ve uzun hizmet, daha ağır sorumluluk doğurur.” ifadesini kullandı.
“36 çocuğun hayatı nerede?”
Ailelerin en büyük tepkisi ise savunmalarda hayatını kaybeden çocuklara ve gençlere tek bir kelime dahi edilmemesi oldu.
Yangında;
• Uykusunda dumandan boğularak ölen çocuklar,
• Alarm sistemleri çalışmadığı için mahsur kalan gençler,
• Kapıları kilitli, kaçış yolları kapalı odalarda can veren insanlar vardı.
Buna karşın savunmalarda; kariyer planları, yurt dışı seyahatleri ve kişisel mağduriyetlerin ön plana çıkarıldığı ifade edildi.
Denetim savunmaları tartışma yarattı
Grand Kartal faciasında denetim ve kontrol görevleri bulunduğu belirtilen bazı Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin de “yetkim yok”, “ihmal söz konusu değil” şeklindeki savunmaları dikkat çekti.
Dosyada yer alan ifadelerde:
• Bülent Çınar Çavuş: “İlişkilendirilen bölüm yangının nedeni değil” ifadesinde bulundu.
• Barış Başayaz: “Yangın güvenliği yetkim yoktu” dedi.
• Melda Aras: Yurt dışı çıkış yasağının kişisel mağduriyet yaratacağını savundu
• Şule Aktürk Alkan: “Yangın önlemleri benim görevim değil” dedi.
• Ramazan Alkan: Sorumluluğun başka bir bakanlıkta olduğunu ileri sürdü
• Levent Kırcan: Merkez idarenin doğrudan sorumluluğu bulunmadığını belirtti
Acılı aileler tarafından bu savunmaların, kamu denetiminin kağıt üzerinde kaldığını ve sorumluluğun sistematik biçimde dağıtıldığını gözler önüne serdiği ifade edildi.
“Bu dava sadece hukuki değil, vicdani”
Acılı aileler, Grand Kartal dosyasının yalnızca bir ceza davası olmadığını vurgulayarak:
“Bu dava; ihmalin, sorumluluğun ve insan hayatının nasıl değersizleştirildiğinin davasıdır.”ifadeleri kullanıldı.
Aileler, yargılama süreci tamamlanana kadar, faciada sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlilerinin derhal görevden alınmasını talep ediyor. Bu çağrının artık hukuki bir tercih değil, vicdani ve kamusal bir zorunluluk olduğu ifade ediliyor.
Grand Kartal Otel faciasında yakınlarını kaybeden aileler sorumlu gördükleri Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerin verdikleri ifadeleri şaşkınlıkla karşıladıklarını ifade ederek, “Biz çocuklarımızı bir daha asla göremeyecekken,
bu insanların ‘çocuklarımız mağdur olur’ diyebilmesi nasıl mümkün?” diyerek tepki gösteriyor.






























