Yuva Köyü'nde şebeke suyuna kirlilik nasıl bulaştı?

Bolu’da Yuva köyünde 4 ay önce bir kişinin öldüğü 148 kişinin de zehirlendiği olayın ardından hastalanan vatandaşların kimisinde görme kaybı, kimisinde kalp yetmezliği çoğunda ise böbrek yetmezliği meydana geldi. Yuva Köyü sakinleri yaşadıklarını CNN TÜRK'e anlattı.

Yuva Köyü'nde şebeke suyuna kirlilik nasıl bulaştı?
A- A+ Paylaş
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit

KAYNAK: Hürriyet.com.tr

10 Temmuz 2022 tarihinde Bolu’nun Yuva Köyü'nde sağlık ekiplerine peş peşe kusma, ishal ve karın ağrısı şikayetleri geldi. Zehirlenme vakası tespit edildi. Hastaneye başvuranların ortak kanısı, şebeke yani içme suyuydu. Vaka sayısı neredeyse her saat başı artıyordu.

CNN TÜRK ekibinden Ceylan Sever ve Mehmet Bulut Yuva Köyü'ne gitti. Bolu’da neler yaşandığını yerinde gözlemledi. Bolu Yuva Köyü Çaydurt Mahallesi’nde bu mahallenin sakinleri 10 Temmuz günü akın akın hastanelere gitmeye başladı. İddiaya göre sudan zehirlenmişlerdi. Bir kişi hayatını kaybetti, 148 kişi ise hastalandı. Bunun üzerine çevre illere sevk edildiler ve tedavileri devam etti. Günlerce yoğun bakımda kalanlar oldu. 

KİMİSİNDE GÖRME KAYBI, KİMİSİNDE KALP YETMEZLİĞİ MEYDANA GELDİ

Taburcu olsa dahi vücudunda kalıcı hasarlar meydana gelenler oldu. Kimisinde görme kaybı, kimisinde kalp yetmezliği çoğunda ise böbrek yetmezliği meydana geldi ve uzun süreler boyunca diyaliz makinesine bağlandılar. Bir kadın erken doğum yapmak zorunda kaldı. Peki bunun nedeni neydi? Sudan neden zehirlenmişlerdi? Hastalar neler söyledi?

"7 AYLIK HAMİLEYDİM, ERKEN DOĞUM YAPTIM"

Zehirlenen ve ikinci çocuğuna hamile olan 28 yaşında Tuğba Karadağ, tedavi gördüğü esnada atak geçirdi ve kalbi durdu.

Karadağ, “7 aylık hamileydim, hiçbir sıkıntım yoktu. Çok sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirdim. Ta ki zehirlenene kadar. Bu yüzden erken doğum oldu. Ankara’ya sevk ettiler. O doğum anlarını, Ankara’ya yatış anlarını, ilk zamanları hiç hatırlamıyorum. Zaten bilincim gitmiş. Ankara’da 2,5 ay yoğun bakımda kaldım. Entübe oldum. İki sefer yoğun bakımda nöbet geçirdiğim sırada pıhtı atmış gözüme, hala daha yaşıyorum sıkıntılarını.” ifadelerini kullandı.

"YOĞUN BAKIM SONRASI YÜRÜYEMİYORDU"

Hastaneye sevk edilenler arasında çocuklar da vardı. Nursen Gülen'in üçüz çocuklarından ikisi zehirlendi. 13 yaşındaki Yiğit Gülen, yürüyemez, elini kullanamaz ve konuşamaz hale geldi.

Nursen Gülen, “Nerdeyse 4.5 aydır hastane sürecimiz var. Hala hastanedeyiz. Şu an hala hastanedeyiz, şu an rehabilitasyon merkezinde yatıyoruz. Yiğit yoğun bakım sonrası yürüyemiyordu. Kas gücünü kaybetti. Benim evladım konuşmasını yitirdi. Bununla alakalı biz şu an rehabilitasyon hastanesine yatıyoruz ve 45 gündür de burada yatıyoruz. Çok şükür ki iyi sonuçlar almaya başladık. Ama 4,5-5 aydır çocuğumuzu hastane hastane gezdiriyoruz.” sözlerini kullandı.

İlknur ile Mustafa Özkan çiftinin 4 yaşındaki oğlu Ertuğrul’da zehirlenenler arasındaydı. Ertuğrul'un da durumu kritik.

İlknur Özkan, “Üç defa biz zaten çocuğumu götürdük hastaneye. Karın ağrısı şikayetiyle getirdik. Serum takıp gönderdiler. Ertesi gün 20 defa falan istifra etti. Hemen zaten yoğun bakıma aldılar. Böbrekleri iflas etme durumuna gelmiş dediler. Ertesi gün Ankara’ya gönderdiler. Orda 1 hafta yoğun bakımda kaldık. 12 defa diyalize girdi.” ifadelerini kullandı.

Mustafa Özkan, “Ankara’da 30-40 gün civarı yattık. Yani hayatımızın en zor günleri diyebiliriz. Buradan giderken doktorlar bize bayağı bir sıkıntılı olduğunu yani hayati tehlikesinin olduğunu söylediler. Ama orada uzun bir tedaviden sonra şükür rabbime yani hastalığı biraz atlattı. Şu an tansiyon var. Eğer ilaçlarını kullanmazsa tansiyon yükseliyor. Şu an tansiyon var ama kalıcı mı olacak tekrar düzelecek mi tam olarak bilmiyoruz.” sözlerini kullandı.

"ANNE DİYE BAĞIRIYOR AMA BENİ DUYMUYORDU"

Gülşah Karaca’nın 3 çocuğu da zehirlendi. Gülşah Karaca, “Bana doktorların söylediği kelime ‘Bu çocuk ölüyor ölüyor’ dediler. Zaten çocuğun bilinci falan gitmişti. Gözleri görmüyordu, duymuyordu, kriz geçiriyordu. Kendini bilmediği halde çabalıyordu. ‘Anne’ diye bağırıyor ama beni duymuyordu. Öyle şey oldu. Bizi yoğun bakıma aldılar. Buradan baktım. Buradaki yoğun bakımda sürekli atak geçirdi. Çocuk kalbini durduracaktı neredeyse ambulansla gidene kadar. 3 kere ambulansta geçirdi. Eğitim ve araştırma hastanesinde yattık. Cebeci’de Ankara'da 3 kez atak geçirdi. Makinalara bağlamışlar, bilinci gitmişti. Zaten ‘Beyninin iki damarına pıhtı attı’ dediler. Yürüme yetkisini yitirdi. Beslenmeyi yitirdi. Burundan beslendik hep.” ifadelerini kullandı.

"SÜREKLİ DİYALİZE BAĞLANDIM"

3 çocuk annesi Canan Adıgüzel’de 35 gün boyunca yoğun bakımda kaldı, böbrekleri iflas etti.

Canan Adıgüzel, “Üç gün sonrasında ultrasona girdim de böbreklerin ikisinde iflas edildiğini öğrenip acilen hemen 10 dakikada içinde ambulans gelip beni Ankara’ya gönderdiler. Covid bölümünde Covid oldum. Bir de orada on gün normal Covid bölümünde bir odada sadece geri kalan 25 gün boyunca da hep yoğun bakım odasındaydım. Sürekli diyalize bağlandım. Ben hala da şu anda sanki hastalanıyormuşum gibi psikolojikman aşırı derece çok kötüyüm.” sözlerini kullandı.

Zehirlenme vakası yaşandığında Kurban Bayramıydı. Önce etten zehirlenildiği iddia edildi. Ancak gerçek daha sonra anlaşıldı. Gerçek bambaşkaydı. Neredeyse tüm köy sudan zehirlenmişti.

SU NASIL KİRLENDİ?

Avukat Tunahan Sarıalan, “10 Temmuz’da ilk vakalar başladı. Ancak ilk vakaların öncesinde 21 Haziran tarihinde Bolu Halk Sağlığı tarafından buradan numuneler alındı. Bu numunelerin sonuçları 23 Haziran tarihinde çıktı. Sağlık Bakanlığı'nın Teftiş Kurulu raporunda da zaten bunlar belirli daha sonra İstanbul Halk Sağlığındaki raporlar yine vakalar başlamadan iki gün önce 8 Temmuz tarihinde sonuçları çıktı. Sonuçlarda kirlilik tespit edildi. Açıkça suyun içilemez olduğu sonuçlarda tespit edildi ve hiçbir şekilde bildirim yapılmadı.” ifadelerini kullandı. 

İçme suyundaki inceleme sonucu henüz netlik kazanmadı. Yuva Köyü'ndeki, akarsu ve sondaj kuyularından da örnekler alındı. Köyün deposuna su gönderimini sağlayan sondaj kuyusu kuyudan çıkan hat üzerinde bir hasar meydana geldi ve bu hasar sonucunda da köy suyuna zehirli maddelerin bulaştığı da iddialar arasında.

Avukat Tunahan Sarıalan, “Normalde kimyasal atıklarını taşıyan şirket burada araçlarını yıkayamaz. Çünkü taşıdıkları atık kimyasal ve hani bunları burada yıkamaları yasak. Araçlarını yıkarken o tesiste temizlik yaparken bu boru üzerinde tahribat yapıldığı söyleniyor. Bu tahribatın da şirket yetkilileri tarafından kendi imkanlarıyla düzeltilmeye çalışıldığı tanıklar tarafından bildiriliyor. Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından tespit edildi. 130 küsür bin liralık bir ceza kesildi.” sözlerini kullandı.

Bir diğer iddia da köyün su deposu üzerine gelen doğal kaynak suyu borusu üzerine kaçak hat çekildiği. O kaçak hatla iddiaya göre köy camiindeki bu şadırvana su taşınıyor ve buradaki su denetlenemiyor. Denetlenemeyen suyu içen köylüler ve çocuklar bu su nedeniyle zehirlenmiş olabilir. Henüz Çaydurt Mahallesi Yuva Köyü sakinleri musluk suyunu kullanamıyor. Çünkü "su" hastalığı ağır atlatan ailelerde travma etkisi yarattı.

Avukat Tunahan Sarıalan, “Soruşturma genelinde Yuva Köyü muhtarının ciddi kusuru mevcut. Herhangi bir arıtma ve temizleme tabi olmaksızın çektiği kaçak hatlarla bu olayla kendisi davetiye çıkardı. Yine buna istinaden bu kaçak hatlar üç yıl önce çekilmiş üç yıl boyunca Bolu İl Özel İdaresi ve İl Sağlık Müdürlüğü bu konu hakkında herhangi bir işlem yapmamışlar Bolu İl Özel İdaresi ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün zincirleme ihmalleri sonucu böyle bir zehirlenme olayına davetiye çıkarıldı.” ifadelerini kullandı.

İddiaların odağındaki köy muhtarı konuşmak istemedi. Yuva Köyü sakinleri, ihmali olanların cezalandırılmasını istiyor.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Manşet Haberler

Çok okunanlar
sanalbasin.com üyesidir