
Sahur vaktinde Türk Kızılay Bolu İl Merkezi olarak Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi önündeydik. Ramazan boyunca her gece oradayız. Çünkü o kapının önünde bekleyişin saati olmaz. İçeride ameliyat olan bir hasta, koridorda dua eden bir anne, babasından gelecek haberi umutla bekleyen bir evlat…
Hayat en kırılgan hâliyle orada sürer.
Elimde sahur kumanyasıyla hasta yakınlarına yöneldiğimde şunu düşündüm ;Uzattığımız sadece bir paket değil. O uzun bekleyişe ortak oluyor, sessiz bir endişenin içine küçük bir sıcaklık bırakıyoruz. Saatlerdir ayakta duran bir babanın gözlerindeki yorgunlukla karışan içten “Allah razı olsun” cümlesi, Ramazan’ın özünü anlatmaya yetiyordu.
Bu çalışma, Türk Kızılay Bolu İl Merkezi koordinasyonunda ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Faruk Yiğit’in desteğiyle yürütülüyor. Rektör hocamız sahur vaktinde hastane önüne geldi, kumanyaları bizzat dağıttı, hasta yakınlarıyla tek tek ilgilendi. Aynı geceye şahitlik etti, aynı soğuğu paylaştı. Dayanışma, işte tam da böyle anlarda,eyleme dönüştüğünde anlam kazanıyor.
Biz gönüllüler için en büyük motivasyon, hiç tanımadığımız bir insanın içten söylediği “Allah razı olsun” cümlesidir. O dua, bütün yorgunluğu unutturur ve yaptığı işin değerini gösterir. Fedakârlık ise doğal bir karşılık gibi gelir; küçük bir paket uzatmak, bir kalbe dokunmak, bir duaya ortak olmak…
Ramazan’ın ilk iftarında gönül soframızı Filistinli öğrencilerimizle paylaştık. Onlarla aynı sofrada buluşmak, Gazze’de yaşananlara karşı yüreğimizde taşıdığımız ortak hassasiyeti paylaşmak anlamına geliyordu. Bu iftar, sadece bir yemek paylaşımı değil; insan olmanın, aynı acıya ve duaya ortak olmanın değerini bize bir kez daha hatırlattı.
Türk Kızılay bugün yalnızca burada değil; dünyanın neresinde bir mazlum varsa orada olmaya devam ediyor. Gazze’ye ulaşan iyilik gemileri, ulaştırılan yardımlar ve kurulan gönül köprüleri bunun en somut göstergesi. Biz hastane önünde bir sahur paketi uzatırken aslında o büyük iyilik zincirinin bir halkasını taşıyoruz.
Ve bazen en anlamlı hikâyeler, gecenin en sessiz saatinde yazılır; bir paketle, bir dua ile, hiç tanımadığımız bir insanın yüreğine dokunarak…




































