Yazarlar

YENİDEN PARLAMENTER SİSTEM

Oğuz Uçar

YENİDEN PARLAMENTER SİSTEM

    Korku ve Sevgi’nin bir arada olduğu ortamı düşünebilir misiniz?


    Birinde susma, karışmama ve gizlenme duyguları hakim olurken,
    diğerinde konuşma, katılma, huzur ve güven vardır...

     

    Bu yüzden de ikisini bir arada düşünmek çok zordur.

     

    ***
     

    Peki ya, demokrasi ile idare edilen bir ülkede ne olması lazım?
    İnsanlar düşüncelerini özgürce açıklayamaz, eleştirilerini de yapamazlarsa ne olur?

     

    Böyle bir ortamda demokrasiden söz etmek mümkün olabilir mi?
     

    Düşüncelerin özgürce açıklanmadığı, eleştirilerin açıkça yapılmadığı bir ortamda yalakalıklar öne çıkmaz mı?

     

    ...Ve maalesef o yalakalığı yapanlar, şahsi çıkarlarını önde tuttukları için sizi sürekli yanıltırlar!

    Ama kapalı kapılar ardında da yıkıcı eleştiriler de bulunmaktan kaçınmazlar.

    İşte o yalakalar, sadece görüntüde biat ettikleri güç sahibinin ayağına bir taş değdiğinde ya da o taşa takılıp yere düşecek olduğunda, gemiyi önce onlar terk ederler!

     

    İşte AKP’de son yaşanan olayları böyle okumak gerekir!
     

    ***

    Yıl 2002...

    Halkın teveccühü ile işbaşına gelen AKP’nin kurucu kadrosundaki bazı isimlerin şimdilerde Reis’e yan çizmeye başlamasını da başka türlü izah etmek mümkün değil.

     

    İşler iyiyken, makamlar dağıtılırken, çıkarlar elde edilirken herkes gibi onlar da Reis’in etrafındaydı...

     

    Bu süreçte devreye sokulan uygulamalarla karşı mahalledekilerin yaşamlarının nasıl zorlaştığını, hayatlarının nasıl daraltıldığını görmeyip, kendi gelecekleri için maalesef sessiz kalmayı tercih ettiler.

     

    O zamanlar, Reis emrediyordu onlar yerine getiriyordu.

    Çünkü onlar biat ettikleri Reis’in “Tılsımlı Gücü”ne inanıyordu...

    Her sıkıntıdan Reis’in karizması ile kurtulacaklarını ve girecekleri bütün seçimleri de, kazanacaklarını sanıyorlardı.

     

    Bu durum, hep genç ve yakışıklı olarak kalacağını sanmak gibi bir şeydi sanki!..
     

    Ama yaşanan, sosyal ve ekonomik sıkıntılar öyle bir hal aldı ki; güneşin balçıkla sıvanamayacağı gibi bir durumdu!
     

    31 Mart seçimlerinde Türk Milleti ilk sarı kartını gösterdi...


    Büyükşehirlerin bir çoğunu iktidar partisinin elinden alıp muhalefete verdi.
    Bu güne kadar sırtını Reis’e dayamaya ve alışmış o ekip gördükleri “Sarı Kart” olayına inanmadılar.


    “Aşkımız” olarak nitelendirdikleri İstanbul için Reis’i ikna edip, 23 Haziran’da seçimi yenilettiler.

    Reis’in karizmasının bu defa yetmediğini görünce de, yavaş yavaş sırt çevirmeye başladılar!

    Sonuç, AKP için tam bir hüsrandı!

    ***

    Dün susup, pusanlar, kapalı kapılar ardında fısıltı halinde konuşanlar
    bugünlerde bir bir isyan bayrağı açmaya başladı...

     

    AKP yangın yerine döndü...
     

    Erdoğan’ın tek başına ataklarını bu yangını söndürmeye yetecek gibi görmüyorum.

    Bu yüzden en sıkıntılı olan kişinin de kendisi olduğunu düşünüyorum. 

     

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gruplar halinde bir araya gelen milletvekilleri, siyasi geleceklerini garanti altına almak için yeni oluşumları beklerken, liyakatsız bir şekilde “Bizdendir” anlayışı içinde önemli makamlara getirilen bürokratlar ise günlerini gün ediyor!
     

    MHP’nin desteği ile ülkeyi “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne taşıyan Erdoğan “Tek Adam” olmanın zorluğunu da şimdilerde yaşıyor.

     

    İstanbul seçimlerinin ardından partiden resmen ayrılma kararı alan Ali Babacan, Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’nun eleştirileri ise iyi den iyiye kendisini sarsıyor.
     

    Davutoğlu, düşünce özgürlüğünü ülkenin en büyük dinamiği olarak tanımlarken “Otosansürün en kötü olduğu dönemi yaşıyoruz. Şu an takiyye kültürü var” itirafında bulunuyor.

     

    Bu tablo çerçevesinde Siyasi Gözlemciler, özellikle 23 Haziran sonrası Erdoğan’ın yeni politikalar üretemediği değerlendirmesinde bulunuyor.

     

    Sevgi’nin yok edildiği Korku kültürünün hakim olduğu hele hele Kurumsal Yapı’nın yok edildiği bir ortamda “Yeniden Parlamenter Sistemi” özlemek çok mu yanlış olur?

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları